Showing posts with label düşünce dükkanı. Show all posts
Showing posts with label düşünce dükkanı. Show all posts

Monday, November 7, 2016

Kitap, Cafe... Cafe, Kitap


Kitap, Cafe... Cafe, Kitap. Öyle büyülü bir yer işte...

Evet Minoa Cafe & Bookstore, Beşiktaş Akaretlerde bir süredir hizmet veren bir kitap dükkanı. Aslında bir kitap dükkanından daha fazlası... Kitaplara sevdalı herkesin gidip görmesi ve bu heyecanı yaşaması lazım. Öyle hayallerimin gerçeğe dönmüş hali gibi yani...



Bana sorarsanız kitabevi dışında 2 bölümden daha oluşuyor Minoa; süper bir cafe ve kütüphane. hafif atıştırmalıklardan, leziz yemeklere uzanan oldukça sağlam bir menüsü var. Fiyatlar öyle bir mekan için son derece makul. Kahvenizin yanına ev yapımı tadında kekler ve tatlılar, öğle yemeğine sıcacık bir çorba ya da salata, burgerler ... Tercih sizin...


Ayrıca cafe bölümünde dev duvar bir kütüphane, istediğiniz kitabı alıp okuyabiliyorsunuz. Yağmulu bir Kasım sabahı, işe gitmek yerine Minoa'ya sığınmak isterdim mesela. Öylece raftan bir kitap alıp, kahvemi yudumlayıp kısacık bir an çalmak yaşamdan...



Mino'nın kitabevi kısmı da oldukça zengin. Güzel bir çocuk kitapları bölümü var. Alt kata dik merdivenlerden inip harika bir çizgi roman bölgesine de ulaşıyorsunuz. Gizli saklı, ta dipte ama bulunca seviniyorsunuz.


Benim en kötü huylarımdan biri, bir yere takılıp sürekli oraya gitmeye meyl etmemdir. İki hafta önce üniversiteden arkadaşlarla toplandığımızda kahvemizi içtik Minoa'da, bugün eşimi götürdüm 'çok seveceksin' diyerek. Şimdi çocuklar kaldı 'Family Fun Day' tutturmacası oluştu kızımda, eee teklif onlardan gelince kaçırmamak lazım. Malum, büyüdükçe bizden uzaklaşacaklar. En kısa zamanda bir akşam yemeği yeriz belki. Unutmadan söylemeliyim Cuma akşamları Caz sevdalıları da uğrayabilir cafe'ye canlı müzik eşliğinde sohbet eminim çok keyifli olur.





Friday, May 27, 2016

Herşeye Rağmen Yaşamak Güzel Dedirten 10 Şey




Hepimiz yaşamımızda mutsuzluklar, acılar, kederler, başarısızlıklarla boğuşmak zorunda kalıyoruz. Yeni bir güne uyandığımızda, her zaman bardağın tümü dolu, yarısı su, yarısı hava diyemiyoruz. Kimimiz sevdiklerimizden kopuyor, kimimiz kendimizle ilgili baş etmesi pek de kolay olmayan sorunların üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Hayat öyle güllük gülistanlık değil yani. Zor ... Ayakta kalmak, günü yaşamak, bir sonraki güne hazırlanmak... Ama aslında güzel de yaşamak...
İşte böyle bunaldığım zamanlarda hatırladığım bir listem var, paylaşmak istedim.

1. Yazın sabah erkenden dışarı çıkmak; gün daha istila edilmeden, hava ısınmadan... Güneş sırtınızı hafifçe ısıtırken, yürürken sabahın serinliğini hissetmek güzel.

2. Güneşli bir günün sabahı deniz kenarındaki banka oturup ufku seyretmek mesela. Öyle boş boş, derin derin nefes alarak...

3. Yağmurlu bir günde deniz kenarında bir kafede oturup kitap okumak.

4. Dumanı üstünde bir fincan kahvenin nasıl enerji verebildiğini düşünürüm hep. İçmesem de o büyülü koku yeter yeniden başlamaya.



5. Gece evde herkes uyurken insanın uykusunun kaçması da güzeldir mesela. Öyle sessizlikte, sessizliğin sesini dinlemek.

6. Yeni bir kitap alıp kapağına dokunmak. Okudukça yeniden okumak istemek.

7. Kasvetli bir kış sabahında metroya indiğinde o havasız tünele giden koridoru saran müziği dinlemek. Sizin de müziğin ritmi ile adımlarınız hızlanmaz mı?

8. Bir kış akşamı sokak lambalarının aydınlığında kalabalık caddede ağır ağır yürüyüp eve gitmek.

9. Baharda pencereyi açıp ince ince yağan yağmuru seyretmek. Hele de arka bahçenizde hala ağaçlar varsa, yeşilin kokusunu içinize çekmek...

10. Deniz kenarında, güneş batarken, plajdaki kalabalık çekilmeye başlar ya, işte tam o sırada şezlongu denizin biraz üzerine çekip, güneşin batışını izlemek, uyuklamak, ya da kitap okumak...

Liste aslında böyle uzar gider, anı yakalamak önemli... Her şey anlarda saklı.



Wednesday, April 20, 2016

Dijital Dünyada Anne Baba Olmak



Günümüzde teknolojinin, internetin yerini ve önemini artık tartışmak yersiz. Gelecek; gerçek ve sanalın iç içe geçtiği bir sisteme dönüştü bile. Bugün bebek olan çocuklarımız yarın okul ve iş hayatlarında şimdilerde hayalini kurduğumuz, prototipleriyle oynadığımız teknolojileri kullanıyor olacaklar.

Ancak her gün internetin kötüye kullanımı ile ilgili bir haber mutlaka okuyoruz. Yasak ve engellemelerle ise güvenli bir ortam sağlamak mümkün değil.



Peki ne yapmalıyız?

Her şeyden evvel çocuklarımıza nasıl ki sokakta yalnız başlarına bir yere gitmeye hazır olana kadar eşlik ediyorsanız, onları sanal dünyada da yalnız başlarına bırakmadan evvel kendilerini koruyabileceklerinden emin olmak gerekiyor.

Çocuklarınızın internette neler yaptığının farkında mısınız? Hangi sitelerde gezindiklerini? Hangi oyunları oynadıklarını, kimlerle arkadaş olduklarını biliyor musunuz? Hangi sosyal medya aracını kullanıyorlar, neler paylaşıyorlar?

Aslında küçük önlemlerle güvende olmalarını sağlayabilirsiniz. Gerçek dünya bizler için ne kadar tehlikeli ise, sanal dünya da bir o kadar tehlikeli. Siz onu sokağa oynamaya bırakmayarak güvende olduğunu düşünüyor ve onu tableti, bilgisayarı ile odasında internet erişimi ile baş başa bırakıyorsanız, bazı noktaları tekrar gözden geçirmenin zamanıdır.


  • Çocuğunuz çok küçükken sosyal medya hesabı açmasın ama yasakladığınızda bunu onun için bir arkadaşı yapacak ve size söylememesini tembihleyebilecektir. O yüzden çok ısrar ettiğinde, nedenlerini anlatıp sizin kurallarınızla bu hesapları açabileceğini söyleyebilirsiniz. Sizin e-mailiniz ile bir hesap açıp, gerçek ismini, okuduğu okulu, resmini asla paylaşmadan tanımadığı insanlarla arkadaş olmamasını söyleyin.
  • Çocuğunuzun resmini çok geniş takipçi ağınız varsa paylaşmayın.
  • Yalnız onun değil, arkadaşlarının da resimlerini paylaşmayın, etiketlemeyin.
  • Çocuğunuzun hesaplarının gizlilik ayarlarını kontrol edin, tanımadığı, arkadaş olmadığı kişilerden mesaj almasın.
  • Hesabı gizli olsa da hashtag kullanıldığında paylaştığı resimler görünür olacaktır. Instagramda, Facebook'da paylaşım yaparken hashtag kullanmasın. Bir hashtag'i tıklayıp, nasıl göründüğünü anlatın.
  • Onlar oyun oynarken yanınızda olsunlar. Odalarında, tablet, laptop ve bilgisayar olmasın. Artık cep telefonları var, istedikleri yerde bağlanırlar diyorsanız da bunu minimuma indirebilirsiniz. Yatarken odalarında telefona da ihtiyaçları yok aslında.

Birlikte güvenlik ile ilgili bir video izleyin ve bütün kuralları kendi başına güvenli dolaşabilene kadar uygulayacağınızı söyleyin. Çocuklar nedenlerini söylediğinizde durumu daha iyi anlıyorlar. Hepsinden önemlisi hiçbir şey için ona kızmayacağınızı, kendilerini rahatsız eden bir olay olursa mutlaka size haber vermelerini söyleyin. Birşey paylaşmadan önce de mutlaka düşünmelerini tembihleyin. Kimin videosu, kimin resmi ...

Evet biraz emek istiyor, kararlılık istiyor ama çocuğunuzu ancak siz koruyabilirsiniz. Sesi çıkmıyor, ortalığı dağıtmıyor diye tehlikeli bir bakıcı olan internete çocuğunuzu emanet etmeyin.




Tuesday, April 19, 2016

GASTON Bir Karışıklık Hikayesi / Kelly Dipucchio / Pearson Yayınları




"GASTON" Bir Karışıklık Hikayesi Kelly Dipucchio'nun yazdığı Christina Robinson'un resimlediği farklılıkları öğreten muhteşem bir kitap.

Bayan Süslü Kaniş'in Fi-Fi, Fo-Fo,O-la-la ve Gaston adında dört yavrusu vardır. Gaston kardeşlerine hiç mi hiç benzemez!

Kardeşleri çay fincanı kadar, Gaston ise bir çaydanlık! Kardeşleri suyu kibarca yudumlar, Gaston ise slorp slorp diye içer! Gaston ne yaparsa yapsın hiç havalı durmaz, kardeşleri gibi modadan da anlamaz!

Gaston kardeşlerinden neden bu kadar farklı dersiniz? Bu farklılığın öyle şaşırtıcı bir öyküsü var ki!

Bir gün parkta Bayan Süslü Kaniş ve yavruları gezinti yaparken, Bayan Sarıfularlı Buldog ve yavrularıyla (Roko, Riki, Robo, Lili) karşılaşır. İste her şey o zaman ortaya çıkar. Lili ile Gaston hastanede karışmıştır.


Peki simdi ne olacak dersiniz? Gaston ve Lili gerçek aileleriyle mi yaşayacaklar? 3 yas ve üzeri yavrulara öneriyorum.

Herkese bol kitaplı günler…




Nilüfer TURAN / nedenbukitap (instagram)

2005 İstanbul Üniversitesi Dokümantasyon ve Enformasyon mezunu Nilüfer Turan, 10 yılı aşkın süredir özel eğitim kurumlarında kütüphane öğretmeni, okuma temelli müfredat geliştirme ve okuma uzmanı, yaratıcı drama öğretmeni olarak görev almaktadır. Çalıştığı eğitim kurumlarında anaokulu ve ilkokul öğrencileriyle bilgi okuryazarlığı, araştırma teknikleri, eleştirel düşünme ve yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir. Ayrıca öğrencilerin okuma kültürü edinme süreçlerine gerçekleştirdiği projelerle destek olmaktadır. Hayata geçirdiği projelerini birçok platformda eğitimcilerle paylaşma fırsatı bulmuştur. 2011 yılında yaratıcı drama ile tanışarak, yaratıcı drama eğitimi almaya başlamıştır. Verdiği dersleri yaratıcı drama tekniğini kullanarak yapılandırmasıyla öğrencilerin derslere katılımı ve öğrenmelerinde olumlu gelişimi gözlemleyerek yaratıcı dramaya artan inancıyla freelance çalışmaya başlamıştır. 2015 Ağustos ayından itibaren yaratıcı drama ile ilgili farklı yaş grupları için atölyeler yazıyor. Yaratıcı drama liderliği yapıyor. Çok sevdiği çocuk kitaplarını okumaya devam ediyor. Okuduğu ve sevdiği kitapları paylaşmaya karar veren Nilüfer Turan, “nedenbukitap” instagram hesabıyla Aralık 2015’ten itibaren minik kitapseverlere sesleniyor