Showing posts with label eğitim. Show all posts
Showing posts with label eğitim. Show all posts

Friday, September 9, 2016

Çocukların ilgiye ihtiyaçları var, peki ne kadar ilgiye?



Ç: Anneee gel, bak resmim nasıl olmuş?
A:Çok güzel olmuş canım.
Ç:Anne mavi boyamı bulamıyorum, gökyüzü yapacağım.
A:Al bakalım burada.
Ç:Anne ama kırmızıyı da bulamadım.
A:Bak orda yatağın kenarında.
Ç:Annee pastel boya yapmayacağım, sulu boya yapsam?
A:Tamam sen sulu boyanı çıkar ben su getireyim.
Ç:Anne ördek yapmama yardım eder misin?
           
Bu çok tanıdık gelen sahnedeki gibi, çocukların ilgi ihtiyacı ve yetişkinin dikkatini çekme çabaları doğaldır. Dikkat çekme çabası, sürekli bir hale geldiğinde problem yaratır ve baş edilemez bir hal alabilir. Çocuklar, ilgiye olan ihtiyaçlarını çoğunlukla olumsuz davranışlar sergileyerek ifade ederler. Zaman zaman anne babalar bu bitmeyen ilgi ihtiyacı karşısında kendilerini çaresiz hissedebilir ve öfkeye kapılabilirler. Peki ilgi ihtiyacının ne kadarı normaldir? Ne kadar ilgi sağlıklıdır? Bu soruları yanıtlamak için, bir çocuğun en erken dönemlerinden başlayarak doğanın çizdiği yol haritasına bakmak iyi olabilir.

Anne-baba  olmak
Anne-baba  olmak insan hayatında yaşanan köklü değişimlerden biridir ve her değişim gibi kaygı yaratması doğaldır. İnsanlar, anne- baba olduktan sonra hayatları değişir ve kendilerine muhtaç bir varlıkla baş başa kalırlar. Ona iyi bir gelecek sunmak yükü omuzlarına binmişken, bunu en iyi şekilde yapmak için de çok çaba harcarlar.  Anne baba çocuk ilişkisi, yoğun duygularla dolu olduğu için hata yapmak kaçınılmazdır, fakat bu hatalar yapılan doğru şeylerle telafi edilir. Anne babalar, bu anlamda öneri ve değişimlere açık olmalıyken, iç seslerine de güvenmeyi unutmamalıdırlar.

Bir bebek anne karnındayken, annesiyle iç içe bir ilişki halindedir. Fiziksel olarak ondan beslenir ve onun tüm duygularını da hisseder. “Tek bedende iki kişi olmak” tabiri bu yoğun bağı adlandırmak için oldukça sık kullanılır.  Sonra doğum gerçekleşir ve aynı bedeni paylaşma süreci biter, fakat hala yeni doğan bebek, anneye tam bağımlı haldedir ve hayatta kalmak için yetişkin bakımına muhtaçtır. Donald W.Winnicott’ın “birincil annelik tasası” ve Andre Green’in “annelik deliliği” olarak adlandırdıkları bu durum, hamilelikle başlayan ve doğumu takip eden ilk haftalarda annenin bebeğiyle olan yoğun iletişimi ve aşırı duyarlı olma halidir. Sanki anne ve bebek aynı hissederler. Yeni doğan bebek, ihtiyaçlarının anında doyurulması deneyimini arar, yani acıkır ve anne onu emzirir, ağlar ve anne hemen belirir, sesiyle dokunuşuyla bebeğini sakinleştirir, altı kirlendirdiğinde anne hemen bebeğin altını değiştirir. Yeni doğum yapan annenin duygu durumu da bu anında ihtiyaç gidermeyi mümkün kılmaktadır.  Bu ilk yoğun iletişim güvenli bağlanmanın temelidir ve bebeğin sağlıklı bir benlik geliştirmesine imkan sağlar.

Bir süre sonra bu “birincil annelik tasasının” yerini yine Winnicott’un “yeterince iyi annelik” kavramına bırakması beklenir. “Yeterince iyi annelik” kusursuz ebeveyn olmak değil, çocuğun ihtiyacı olan temel bakımı ve yeterli ruhsal desteği verebilmektir. Yani bebeğin ihtiyaçlarının artık anlık ve kusursuz biçimde giderilmesi değil, yeteri kadar giderilmesi gerekir. Bebek artık dayanabileceği kadar beklemeler, ertelemeler yaşar, çünkü anne yavaş yavaş, kendine, diğer çocuklarına, eşine, evine,  işine dönmeye başlar. Bu ayrışma gereklidir ve bebeğin büyümesinin, bağımsızlaşmasının da temelidir.
Çocuk büyüyordur; emmeyi bırakır, dişleri çıkar, katı gıdaya geçer, yürür, konuşur, kendi kendine oynamaya, kıyafetlerini kendi giyinmeye başlar ve bu beceri listesi uzar gider… Tabii eğer ebeveynler bu bağımsızlaşmaya izin verip teşvik edebilirlerse.

Nasıl bir çocuk?

Anne babalara çocuğunuz için isteyeceğiniz ilk üç şey ne olurdu diye sorulduğunda sağlık, mutluluk listede mutlaka yer alırken üçüncü dilek başarı, özgüven, bağımsızlık vs. şeklinde değişebilmektedir. Bu üçüncü dileğin de temelinde kendi ayakları üzerinde durabilme, kendine yetebilme arzusunun olduğunu hemen fark ederiz.
Anne babalar çocuklarının kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olabilmelerini çok önemserler peki bu nasıl mümkündür?  Cevabı çok basit; onlara kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için izin vermekle… Eğer düşer diye çocuğumuzu kucağımızdan indirmezsek yürümeyi öğrenemez, doğa bize bebeğin dişleri çıkmaya başladığında yavaş yavaş emmeyi bırakması gerektiğinin sinyalini verir, katı gıdaya geçişten sonra püre olarak yedirmeyi bırakmazsak çiğnemeyi öğrenemez. Kendi yapabilecekleri şeyleri onların yerine yaparsak öğrenemez ve büyüyemezler.
Gelişim sürecinde çocuğa verilen bakım ve ilginin, onun ihtiyacına göre değiştiğini ve kademeli olarak azaldığını görüyoruz.

Bir çocuğun sağlıklı büyüyebilmek için sevgi ve ilgiye ihtiyacı vardır. Dünyaya getirdiğiniz bir canlı için sevginin sınırı olamaz, peki ya ilginin?

İlgi ihtiyacının ne kadarı normaldir?

Bu sorunun cevabı sizde. İlgi ihtiyacının ne kadarını tolore edebiliyorsunuz? Kural şudur, çocuklar sizin onlara verebileceğiniz kadar ilgiyi talep ederler. İşin sırrı ise, çocuğunuzun istediği ilgi ile sizin ona verebileceğiniz ilginin dengesini kurabilmekte.
Yazının başındaki sahnede  anne: “Tatlım biliyorum benimle resim yapmak istiyorsun, ama bu çamaşırları asmam gerek, sabırlı olup beklersen, sen 10 dakika daha resmine devam ettikten sonra yanına geleceğim ve birlikte zaman geçirebileceğiz” dediğinde ve sonrasında gerçekten yanına gittiğinde, hem çocuğuna ihtiyacı olan ilgiyi alma fırsatı verir hem de çocuğun öfkelenmesini önlemiş olur.

Peki neden az veya fazla ilgi çocuğu daha iyi yapmaz?
Çünkü gereğinden az veya fazla ilgi göstermek yanlış ve sağlıksız bir ilgidir.

Eğer çocuklarımıza ihtiyaçları olan ilgiyi vermezsek bu bize onların olumsuz davranışları olarak dönecektir. Çocuğu olduğu gibi kabul etmek, anlamak, dinlemek, duygularını anlamlandırmak, oyun oynamak, sohbet etmek ve onun dünyasına girmek gibi hayati birkaç dokunuşu yapmazsak, çocuklar bunlara olan ihtiyaçlarını farklı yöntemlerle talep ederler. Olumsuz davranışlarla ilgi çekmeye çalışırlar ve bunu mutlaka başarırlar, hatta bazen yetişkinleri aşırı zorlarlar. Olumsuz biçimde ilgi çekmek, çocuklara sizi idare etmeyi ve kendi istediğini yapmayı öğretir. Sizi bölerler, sözünüzü keserler, inatlaşırlar, öfkelenirler, ağlarlar vs…
Çocuğa yeterince ilgi göstermemek, ona öfkeli olmayı ve karşısındakini öfkelendirmeyi öğretir. Aslında biz öğretiriz, çocuk doğru davrandığında ve sorun çıkarmadığında ilgi göstermeyip, yanlış davranışlar sergilediğinde dikkatimizi çekerlerse çocuklar buna devam edecektir.  
Bir  Pazar sabahı iki kardeş yaklaşık 40-45 dakika çizgi film izlediler, baba da bu sessizliği fırsat bilip elektronik postalarını kontrol etti, anne kahvesini içti. Sonra çizgi film bitince yeni izlenecek filmin seçiminde çocuklar çatışma yaşadılar ve baba sinirlenip, televizyonu kapattı çocukları odalarına gönderdi. Anne- baba 40 dakika boyunca çocukların yanına hiç uğramadılar, onlara ne kadar sakin  durdukları, ne kadar güzel anlaştıkları veya geçirdikleri keyifli zamanla ilgili herhangi bir olumlu geri bildirimde bulunmadılar, ta ki sorun çıkana kadar. Baba, sadece sorun çıktığı an çocuklara tam olarak konsantre oldu ve olumsuz fakat çok yoğun bir ilgi gösterdi. Bazen sadece olumsuz davranınca çok ilgi çekiyorlar, reklamın iyisi kötüsü olmadığı gibi ilginin de iyisi kötüsü olmuyor…

Çocuğa gereğinden fazla ilgi göstermek ise;

·       Çocuğa tek ve en değerli olanın kendisi olduğunu.
·       Çaba göstermeden de başarılı olabileceğini.
·       Her istediğinin hemen olacağını.
·       Tüm hatalarının üstünün kapatılacağını            .
·       Etrafındakilerin onun için çabalaması gerektiğini hissettirmektir.

Bir çocuğun her istediğini yapmak onun çabasının önüne geçmektir.

Anne babalar günlük koşuşturma içinde yapabilecekleri şeyleri çocukların yerine yaparak, zaman ayıramama kaygısıyla her istediklerini hemen alarak, yaptıkları tüm hataları görmezden gelerek ve hep kendi çocuklarının haklı olduğunu düşünerek yani kısacası, onlara aşırı korumacı davranarak çocuklarına a kötülük ettiklerini fark etmelidirler. Çocukların olumsuzluklarla yüzleşmelerine, hüznü yaşayıp anlamlandırmalarına,   beklemeyi öğrenmelerine, istedikleri bir şey için sabretmelerine, bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretmelerine imkan vermek çok önemlidir.

Çocuklarına yeterli zaman ayıramayan bazı ebeveynlerini, onlara sürekli oyuncak ve giysi almaları, sürekli bir aktivite bulma çabaları, en ufak bir boşluk veya yalnızlığa imkan vermemeleri çocukların hayal gücünü kısıtlar, üretmek bu çocuklar için çok zor hale gelir. Destek ihtiyacı sürekli devam eder dolayısıyla akademik hayatta da başarılı olmaları zorlaşır. Hiçbir boşluğa, olumsuzluğa, sınıra tahammül edemeyen çocuklar gerçek hayatta kendilerini çaresiz ve güçsüz hissederler.

Çocukların en temel ruhsal ihtiyacı; onlara gerçekten zaman ayıran ebeveynlerdir, gözüyle, kulağıyla, zihniyle orada olan, olumlu olumsuz tüm duygularını kabul edip doğru şekilde ifade etmelerine olanak sağlayan yetişkinler…
 
Bir alıntıyla özetlemek gerekirse, bir kuş kabuğunu kendi kırıp çıkabilir, fakat eğer birisi ona yardım etmek için kabuğu onun yerine dışarıdan kırarsa kuşa zarar verebilir… Yetişkinler de anne babalık serüveninde çocuklarını büyütürken, kendi kabuklarını kırmaları için sabırlı olmalı ve bu yolda onlara sadece rehberlik etmelidirler.  

Bu yazı Anne Bebek Çocuk Dünyası dergisi Temmuz sayısında yayınlanmıştır.

 Psikolog N.Dença NERSE





Saturday, July 9, 2016

Öğrenme Süreçlerinde Etkileşimin Etkili Aracı: Typeform






görsel: http://www.elisabethhubert.com/wp-content/uploads/2012/02/interaction-designers.png

Öğrenme süreçlerini tasarlarken, uygularken ve hatta uyguladıktan sonra öğrenme deneyimi son bulmaz, bilakis kazanımlarını elde etmeye devam eder. Etkili şekilde tasarlanmış öğretim programları ise bu başarıyı elde etmede kritik bir yol oynamaktadır.

Peki bir öğretim programını etkili hale getirmek için neler yapılmalıdır?

Öğretim programını tasarlarken her aşamanın birbiri ile bağlı olduğunu ve birbirine olumlu anlamda katkılar sağladığını göz önünde bulundurmalıyız.

Özellikle öğrencilerin ilgi, istek, beceri ve ön öğrenmelerinin farkında olmak bu tasarım sürecinin etkililiği konusunda önemli bir önkoşuldur.

Tasarım aşamasından sonra uygulama esnasında da bu verilere aynı hassasiyetle yaklaşılmalı ve öğrenme yolculuğunun canlı ve dinamik kalması için gerekli geribildirimlerin verilmesi ve biçimlendirici değerlendirmeden faydalanılması gerekmektedir.

Bunlar ilk bakıldığında yorucu ve zaman alıcı işler gibi görülse de bu kültürün ve pratikliğin oluşması sonrasında ortaya çıkacak kazanımları görmek buna değer olduğunu ispatlayan niteliktedir.

İşte bu esnada teknolojiden verimli şekilde fayda sağlamak bu süreci kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır.

Eğitimciler olarak bu konuda şanslı olduğumuzu söylemek mümkün. Son yıllarda gelişen teknolojiler, eğitim alanında da birçok fırsat yaratmakta ve öğrenme süreçlerinin niteliğini artırıcı zengin olanaklar sunmaktadır. Biz eğitimcilere düşen ise bu imkanları doğru ve verimli şekilde analiz etmek ve de öğrenme süreçlerinin içerisine bilinçli olarak dahil etmektir.

TypeForm.com




Görsel: https://startupvictoria.com.au/assets/coupons/Typeform-Logo-e1b9fa19e1566a7ac99e45cf1e8c89a4.jpg

Mobil  uygulama olarak da kullanma olanağı sunan bu araç benzeri diğer araçlar gibi hızlı ve kolay bir şekilde veri toplama, geribildirim verme ve bilgi ölçme hizmetleri sunmaktadır. Burada önemli olan, öğrenme süreçlerini tasarlayan öğretmenin bu ve bunun gibi araçları sürece nasıl dahil edeceğini ve ne gibi veriler elde edeceğini iyi bir şekilde planlamasıdır.

Bu araç ile :

h     Hedef kitlenizi tanıyabilir
·      Bilgileri ölçebilir
·      Eğlendirebilir
·      Geribildirim verebilir
·      Anket yapabilir
·      Yarışma düzenleyebilir
·      Derslerinize zenginlik katabilirsiniz.

 Bu aracı diğerlerinden biraz daha farklı kılan kısmı ise:

·      Kolay arayüzü
·      Akıcı bir uygulama imkanı vermesi
·      Görsellerden faydalandırması
·      Çeşitli soru tipleri sağlaması
·      Hazır taslaklar sunması
·      Girdi analizi vermesi
·      Hızlı şekilde oluşturulması
·      Mobil uygulaması olması
·      Paylaşım kolaylığı
·      Kişiselleştirilebilir olması



Hangi aracı tercih ederseniz edin öğrenme süreçlerinizi biçimlendirici değerlendirme ve geribildirimlerle zenginleştirmeyi unutmayın. Teknoloji bir araç olarak sizin hedeflerinize hizmet etmeye devam eden bir hizmetkar olarak kalmaya devam edecektir.


TYPEFORM’u denemek ister misiniz?
Lütfen aşağıdaki linki tıklayınız



Dinçer Demir 
@dincherdemir

İlkokul , orta okul ve liseyi doğduğu şehir olan Bartın’da tamamladı. İlkokuldan sonra kazandığı Anadolu Lisesini başarı ile tamamlayan eğitimci, orta okul ve lise yıllarında spor ve tiyatro ile de ilgilendi. Liseden sonra kazandığı, Muğla Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü okurken farklı sivil toplum kuruluşlarından çeşitli eğitimler aldı ve verdi. Gerek yerel, gerek ulusal, gerekse de uluslararası eğitimlerde hem katılımcı hem de eğitmen olarak görev aldı.  Üniversiteden başarılı bir şekilde yüksek şeref öğrencisi olarak  mezun olduktan sonra,  uluslararası ve ulusal eğitimler almaya ve vermeye devam eden Dinçer Demir, aldığı eğitmen eğitimleri sayesinde , kendi tasarladığı eğitimleri vermeye devam etmekte. Özellikle eğiticilerin eğitimi konusunda çalışmalar yapan eğitimci, farklı alanlardaki deneyimlerini eğitimlerine yansıtmaktadır.
Katıldığı uluslar arası bazı konferanslarda da konuşmaları ve sunumları vardır. Sosyal Medya ve Eğitim, Sosyal Medya Aracılığı ile Etkinlik Yönetimi, İletişim , Proje yönetimi , Grup dinamikleri gibi eğitimleri veren Dinçer Demir, uzaktan eğitim ile de eğitimler ve sunumlar yapmaktadır.
Pearson Türkiye’nin “ Gelecek Nesil Öğretmen Eğitimi Projesi” kapsamında düzenlediği “ Pearson Master Trainers” eğitimini alarak “Certified Pearson Master Trainer” olmuştur.  EğitimTeknolojilerinin eğitime entegrasyonu ve Türkçeleştirilmiş Pearson içeriği olan 21.yy becerileri kazanımını kapsamaktadır.
Halen Bahçeşehir Üniversitesinde Eğitim Teknolojileri ( İngilizce ) alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte ve öğretmenlik mesleğini icra etmenin yanı sıra eğitimler de vermektedir.

Friday, July 8, 2016

Okumadan tasarlanır mı?



Şimdilerde 'Maker' moda, çocuklar kodlama bilmeli :) 'STEM' cool, çok revaçta... çocuklar tasarlayacak, mühendis olacak...STEM (yani fen, matematik mühendislik) güzel tabii, kim istemez mühendis çocuklar. Babaannem bile mühendis damat istemişti :) Fakat bir şey beni her zaman ki gibi rahatsız ediyor. Okumadan, analiz edemeden, edebiyat ve dil olmadan nasıl olacak? Bana sorarsanız aslında tüm bunlarla çocuk bir çarkın parçası olacak... Yani hala ilk başladığım yerdeyim ben, matematiğe falan gelmeden çocuklara okuma, okuduğunu anlama, kendini ifade edebilmeyi öğretebilmeliyiz. Yazmayı mesela... yani çocuk ben hayal edemem ki dememeli, hayal edemeyen çocuk ne tasarlayacak çok merak ediyorum...


Sınav sistemiyle eğittiğimiz çocuklarımız şıklar arasında karar vermeyi öğrenmeye çalışırken, yarış atı gibi antrenmanlara tabi tutulurken nasıl fark yaratacaklar? Zaten sosyal medya ve büyük şehirlerin tehlikeleri çocukları sokağa çıkmaktan alı koymakta, kazara yan yana geldiklerinde de selfie, snap chat çılgınlığı yaşanmakta. Hiç biri neden paylaştığını bilmeden, birbirine bakarak daha çok paylaşma yapmakta... YouTube demiyor mu ‘Paylaş Kendini’... Onlar da paylaşıyor... Gerçekten okuyan, analiz edebilen biri böyle bir çılgınlığın içine girer mi? Girse bile sorar ‘bunu paylaşmanın ne anlamı var? Bu bana nasıl zarar verir? Ne kazandırır?



Ne çok şey var düşünülecek, STEM’den nerelere geldim... İlk okullarda beni en çok üzen matematiğin en önemli ders olarak algılanması. Matematiği yoğun yapan sınıf öğretmenlerinin de o okulun en iyi öğretmeni olarak algılanması...
Okul seçimi yapmak başlı başına bir zanaat zaten, ama ben okutan, yazdıran, kitap okumayı sevdiren öğretmenin sınıfını tercih ederdim. Düşünebilen, okuduğunu anlayan bir çocuğun matematiği ve fen bilgisini anlamaması mümkün mü?

Biz her zaman sorgulamadan, yeni bir şey görünce denemek isteriz, bu da öyle. Şimdi bir de STEM eğitimleri başlayacak, kim yapacak, kim eğitecek? Okullar bu eğitimleri öğretmenlerine aldıracak... Biliyorum ki bunu yapabilecek, gerçekten uzmanlaşan eğitimcilerimiz var ama bir de ‘ben yaparım’ cesareti gösterenler olacak.

STEM ve Maker çok güzel hareketler tabii ama başlangıç noktasına dikkat etmek lazım. İstediğimiz ne? Düşünmeden bir çarkın dişlisi olmak mı, yoksa fark yaratacak bir oluşumu tasarlayabilmek mi? Peki okumadan, okuduğunu anlamadan tasarlanır mı?


Monday, May 2, 2016

Özel Eğitim, Nereden Başlamalı?




Özel eğitim nedir?

Özel eğitim, çeşitli nedenlerden dolayı bireyde meydana gelen gelişimsel (bilişsel, sosyal, kişisel, günlük yasam becerileri) sınırlılıkların  oluşması ve alanında uzman kişilerin hazırlamış olduğu programlar ile desteklenmesidir.

Özel eğitim için kritik yaş grubu var mıdır ?

0_6 Yaş grubu çok kritiktir.

Neden 0-6 yaş grubu kritiktir?

Çocukların en kolay şekil aldığı yaşlar okul öncesi dönemleridir. İleriki yaşlar oturmuş davranış kalıplarını, problemlerini, öğretilmemiş becerileri şekillendirmeyi ve zamanı ekonomik kullanmayı zorlaştırır. Her beceri için önemli olan okul öncesi dönem, dil gelişimi için de ayrıca kritik bir dönemdir.

Özel eğitim merkezini ve eğitimciyi buldum ben ne yapmalıyım?

Bu aşamaya gelmek kolay değil. Uzun uzman görüşmeleri, sorular, cevaplar. Doğru yeri ve kişiyi bulmak çocuk ve aile için zor bir süreç bunları kabul ediyorum.
Enerjimizi dinlemeye ve uygulamaya ayıralım. Çok kolay sen yap dediğinizi duyar gibiyim. O zaman söyleyeyim bunun da kolay olmadığını biliyorum; ama kaygı ve soru işaretlerini bir kenara bıraktığınızda eğitimciniz ile yapmış olduğunuz işbirliği ile sürecin nasıl kolay ve düzenli gittiğini göreceksiniz.
  • Sorun! Hedefimiz ne? Hangi eğitim programını uyguluyoruz? Şunu yapıyorum; ama sizce farklı mı yaklaşmalıyım?
  • İzleyin! Eğitimcinize çocuğu tanıma fırsatı verdikten sonra uygulamalarını izlemek, size vermiş olduğu önerileri daha doğru uygulamanızın anahtarıdır.
  • Takip edin! Süreci oluruna bırakmayın canla başla çocuğunuzun eğitimine katkı sağlayan eğitimcinizin takım arkadaşı olun. Emin olun karşılıklı motivasyon sağlandıkça çocuğunuza artı olarak geri dönecektir.
  • Kaynakları doğru yerden araştırın! Bırakın internette sayfalar arası kaybolmayı. Oradaki her bilgi doğru değil! Ve konu çocuksa genelgeçer bir şeyden de bahsedemeyiz. Her çocuk kendi içinde özeldir. Her çocuk farklı zamanda farklı şekilde öğrenir. Kaynağınız canlı ve kanlı olan uzmanlarınız olsun! Yüz yüze yapılan bilgi alışverişi en işlevsel olanıdır.  
  • Karşılaştırma yapmayın! Onun çocuğu gibi cümleleri bir kenara bırakın. Benim çocuğum bunu bu şekilde öğrendi ve yaptı. Doğru cümle bu.
  • Sizin hedefiniz değil çocuğunuzun hedefi önemli! Ben bunu yapmasını istiyorum. Yapmıyor, bağırıyor, ağlıyor.  Çocuğunuzu tanımayıp kendi projelerinizi gerçekleştirmek istediğinizde bu manzarayla karşılaşmanız normal. Kimse yapabileceğinin altında ya da üstünde olan bir duruma olumlu karşılık vermez.
  • İşlevsel hedefler seçin! Özel eğitim gerektiren çocukların bazılarında, yaş ya da farklı sebeplerden dolayı kavram becerilerini öğrenmekte zorluk çekerler. Bu durumlarda renk, sayı gibi kavramlara çakılı kalmak ve çocuğun yaşamını bağımsız sürdürebilmesi için el, yüz yıkama, kıyafetlerini giyinip çıkarma gibi öz bakim becerilerine gereken zamanı ayıramamak çocuğun ve ailenin hayatını zorlaştırabilir. 


Bu yazımda aslında hepimizin bildiği noktaları kişisel görüş ve bilgilerimle toparlayıp sizlere sundum. Özel eğitim uzun, kolay olmayan; ancak başarma tatminlerinin yaşandığı çoğu zaman da eğlenceli  bir yolculuktur. Biraz sabır, bol tekrar, uygun zaman ve uygun eğitim yöntemleri ile her çocuğun öğrenebileceği ve tabii ki size de öğretebileceği şeyler vardır.  

Sevgiyle kalın.   

Okul Önc. Eğ. Ve Ögr. Ögretmeni 
İzabel BAL






İzabel Bal 1988 Yılında İstanbul’da doğdu.
2011 yılında Anadolu Üniversitesinden mezun oldu.

Katıldığı kurslar :

·       2011 PECS,
·       2012 PCDI (Tohum Otizm Vakfı) 2012 GOBDÖ-2- TV Otizm Derecelendirme Test
·       2013 ETEÇOM (Erken Çocuklukta Müdahale Programı)
·       2014 Küçük Adımlar Programı
·       2014 Disleksi Eğitimci Semineri
·       2015 MEB kursu ile Uzman Öğretici unvanını almıştır
·       2016 ABA ( Devam etmekte)

2011 yılından beri özel bir kurumda Okul Önc. Eğ. Ve Öğr. Öğretmeni olarak çalışmaya devam etmektedir.