Saturday, July 9, 2016

Öğrenme Süreçlerinde Etkileşimin Etkili Aracı: Typeform






görsel: http://www.elisabethhubert.com/wp-content/uploads/2012/02/interaction-designers.png

Öğrenme süreçlerini tasarlarken, uygularken ve hatta uyguladıktan sonra öğrenme deneyimi son bulmaz, bilakis kazanımlarını elde etmeye devam eder. Etkili şekilde tasarlanmış öğretim programları ise bu başarıyı elde etmede kritik bir yol oynamaktadır.

Peki bir öğretim programını etkili hale getirmek için neler yapılmalıdır?

Öğretim programını tasarlarken her aşamanın birbiri ile bağlı olduğunu ve birbirine olumlu anlamda katkılar sağladığını göz önünde bulundurmalıyız.

Özellikle öğrencilerin ilgi, istek, beceri ve ön öğrenmelerinin farkında olmak bu tasarım sürecinin etkililiği konusunda önemli bir önkoşuldur.

Tasarım aşamasından sonra uygulama esnasında da bu verilere aynı hassasiyetle yaklaşılmalı ve öğrenme yolculuğunun canlı ve dinamik kalması için gerekli geribildirimlerin verilmesi ve biçimlendirici değerlendirmeden faydalanılması gerekmektedir.

Bunlar ilk bakıldığında yorucu ve zaman alıcı işler gibi görülse de bu kültürün ve pratikliğin oluşması sonrasında ortaya çıkacak kazanımları görmek buna değer olduğunu ispatlayan niteliktedir.

İşte bu esnada teknolojiden verimli şekilde fayda sağlamak bu süreci kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır.

Eğitimciler olarak bu konuda şanslı olduğumuzu söylemek mümkün. Son yıllarda gelişen teknolojiler, eğitim alanında da birçok fırsat yaratmakta ve öğrenme süreçlerinin niteliğini artırıcı zengin olanaklar sunmaktadır. Biz eğitimcilere düşen ise bu imkanları doğru ve verimli şekilde analiz etmek ve de öğrenme süreçlerinin içerisine bilinçli olarak dahil etmektir.

TypeForm.com




Görsel: https://startupvictoria.com.au/assets/coupons/Typeform-Logo-e1b9fa19e1566a7ac99e45cf1e8c89a4.jpg

Mobil  uygulama olarak da kullanma olanağı sunan bu araç benzeri diğer araçlar gibi hızlı ve kolay bir şekilde veri toplama, geribildirim verme ve bilgi ölçme hizmetleri sunmaktadır. Burada önemli olan, öğrenme süreçlerini tasarlayan öğretmenin bu ve bunun gibi araçları sürece nasıl dahil edeceğini ve ne gibi veriler elde edeceğini iyi bir şekilde planlamasıdır.

Bu araç ile :

h     Hedef kitlenizi tanıyabilir
·      Bilgileri ölçebilir
·      Eğlendirebilir
·      Geribildirim verebilir
·      Anket yapabilir
·      Yarışma düzenleyebilir
·      Derslerinize zenginlik katabilirsiniz.

 Bu aracı diğerlerinden biraz daha farklı kılan kısmı ise:

·      Kolay arayüzü
·      Akıcı bir uygulama imkanı vermesi
·      Görsellerden faydalandırması
·      Çeşitli soru tipleri sağlaması
·      Hazır taslaklar sunması
·      Girdi analizi vermesi
·      Hızlı şekilde oluşturulması
·      Mobil uygulaması olması
·      Paylaşım kolaylığı
·      Kişiselleştirilebilir olması



Hangi aracı tercih ederseniz edin öğrenme süreçlerinizi biçimlendirici değerlendirme ve geribildirimlerle zenginleştirmeyi unutmayın. Teknoloji bir araç olarak sizin hedeflerinize hizmet etmeye devam eden bir hizmetkar olarak kalmaya devam edecektir.


TYPEFORM’u denemek ister misiniz?
Lütfen aşağıdaki linki tıklayınız



Dinçer Demir 
@dincherdemir

İlkokul , orta okul ve liseyi doğduğu şehir olan Bartın’da tamamladı. İlkokuldan sonra kazandığı Anadolu Lisesini başarı ile tamamlayan eğitimci, orta okul ve lise yıllarında spor ve tiyatro ile de ilgilendi. Liseden sonra kazandığı, Muğla Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü okurken farklı sivil toplum kuruluşlarından çeşitli eğitimler aldı ve verdi. Gerek yerel, gerek ulusal, gerekse de uluslararası eğitimlerde hem katılımcı hem de eğitmen olarak görev aldı.  Üniversiteden başarılı bir şekilde yüksek şeref öğrencisi olarak  mezun olduktan sonra,  uluslararası ve ulusal eğitimler almaya ve vermeye devam eden Dinçer Demir, aldığı eğitmen eğitimleri sayesinde , kendi tasarladığı eğitimleri vermeye devam etmekte. Özellikle eğiticilerin eğitimi konusunda çalışmalar yapan eğitimci, farklı alanlardaki deneyimlerini eğitimlerine yansıtmaktadır.
Katıldığı uluslar arası bazı konferanslarda da konuşmaları ve sunumları vardır. Sosyal Medya ve Eğitim, Sosyal Medya Aracılığı ile Etkinlik Yönetimi, İletişim , Proje yönetimi , Grup dinamikleri gibi eğitimleri veren Dinçer Demir, uzaktan eğitim ile de eğitimler ve sunumlar yapmaktadır.
Pearson Türkiye’nin “ Gelecek Nesil Öğretmen Eğitimi Projesi” kapsamında düzenlediği “ Pearson Master Trainers” eğitimini alarak “Certified Pearson Master Trainer” olmuştur.  EğitimTeknolojilerinin eğitime entegrasyonu ve Türkçeleştirilmiş Pearson içeriği olan 21.yy becerileri kazanımını kapsamaktadır.
Halen Bahçeşehir Üniversitesinde Eğitim Teknolojileri ( İngilizce ) alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte ve öğretmenlik mesleğini icra etmenin yanı sıra eğitimler de vermektedir.

Friday, July 8, 2016

Okumadan tasarlanır mı?



Şimdilerde 'Maker' moda, çocuklar kodlama bilmeli :) 'STEM' cool, çok revaçta... çocuklar tasarlayacak, mühendis olacak...STEM (yani fen, matematik mühendislik) güzel tabii, kim istemez mühendis çocuklar. Babaannem bile mühendis damat istemişti :) Fakat bir şey beni her zaman ki gibi rahatsız ediyor. Okumadan, analiz edemeden, edebiyat ve dil olmadan nasıl olacak? Bana sorarsanız aslında tüm bunlarla çocuk bir çarkın parçası olacak... Yani hala ilk başladığım yerdeyim ben, matematiğe falan gelmeden çocuklara okuma, okuduğunu anlama, kendini ifade edebilmeyi öğretebilmeliyiz. Yazmayı mesela... yani çocuk ben hayal edemem ki dememeli, hayal edemeyen çocuk ne tasarlayacak çok merak ediyorum...


Sınav sistemiyle eğittiğimiz çocuklarımız şıklar arasında karar vermeyi öğrenmeye çalışırken, yarış atı gibi antrenmanlara tabi tutulurken nasıl fark yaratacaklar? Zaten sosyal medya ve büyük şehirlerin tehlikeleri çocukları sokağa çıkmaktan alı koymakta, kazara yan yana geldiklerinde de selfie, snap chat çılgınlığı yaşanmakta. Hiç biri neden paylaştığını bilmeden, birbirine bakarak daha çok paylaşma yapmakta... YouTube demiyor mu ‘Paylaş Kendini’... Onlar da paylaşıyor... Gerçekten okuyan, analiz edebilen biri böyle bir çılgınlığın içine girer mi? Girse bile sorar ‘bunu paylaşmanın ne anlamı var? Bu bana nasıl zarar verir? Ne kazandırır?



Ne çok şey var düşünülecek, STEM’den nerelere geldim... İlk okullarda beni en çok üzen matematiğin en önemli ders olarak algılanması. Matematiği yoğun yapan sınıf öğretmenlerinin de o okulun en iyi öğretmeni olarak algılanması...
Okul seçimi yapmak başlı başına bir zanaat zaten, ama ben okutan, yazdıran, kitap okumayı sevdiren öğretmenin sınıfını tercih ederdim. Düşünebilen, okuduğunu anlayan bir çocuğun matematiği ve fen bilgisini anlamaması mümkün mü?

Biz her zaman sorgulamadan, yeni bir şey görünce denemek isteriz, bu da öyle. Şimdi bir de STEM eğitimleri başlayacak, kim yapacak, kim eğitecek? Okullar bu eğitimleri öğretmenlerine aldıracak... Biliyorum ki bunu yapabilecek, gerçekten uzmanlaşan eğitimcilerimiz var ama bir de ‘ben yaparım’ cesareti gösterenler olacak.

STEM ve Maker çok güzel hareketler tabii ama başlangıç noktasına dikkat etmek lazım. İstediğimiz ne? Düşünmeden bir çarkın dişlisi olmak mı, yoksa fark yaratacak bir oluşumu tasarlayabilmek mi? Peki okumadan, okuduğunu anlamadan tasarlanır mı?


Sunday, June 26, 2016

4-14 Yaş Çocuklar İçin Yaz Atölyeleri


Yaz tatilini şehirde geçirecek çocuklar için hazırladığımız eğlenceli yaz atölyelerini gördünüz mü?
Sizlere klasik yaz okulu programından biraz daha farklı seçenekler sunuyoruz. Hazırladığımız atölyelerden seçiminizi yaparak kendi programınızı kendiniz oluşturabileceksiniz.
Fun with English'de her gün farklı bir hikaye, bir animasyon veya şarkı ile başlayıp katılımcılarımızın okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirmelerini hedefliyoruz. Yaptığımız her atölye birbirinden bağımsız ve farklı olacak.
Matematik oyunları ile ise matematiğin hayatımızın içinde var olduğunu görmelerini sağlayıp, korkularını yenmelerini sağlamak istiyoruz. Matematiğin eğlenceli olduğunu görüp, bir sonraki yıla daha iddalı gireceklerini düşünüyoruz.
Hikayedeki Çocuklar ise birlikte her gün yeni bir kitap, bir macera olacak. Birlikte okuyup, yazıp, konuşacağız. Her kitap için farklı bir yaratıcı etkinlik de ayrıca planlandı.
Yarım gün olarak planladığımız ilk yaz atölyelerimize katılacak çocuklarımızı bekliyoruz.



Saturday, June 18, 2016

ÇOCUKLAR OYUN OYNAMAYI BİLİYOR. PEKİ BİZ ?




Oyun, çocuğun sosyal, bilişsel, motor ve dil becerilerini geliştiren temel hak ve ihtiyaçlarındandır.
Oyun oynayan çocukları izlediğimizde çeşitli nesneleri  hayal güçlerini kullanarak bambaşka boyutlarda değerlendirdiklerini, ortaya çıkan problemleri değişik yollar deneyerek çözmeye çalıştıklarını, duygularını anlatmayı ve anlamayı keşfettiklerini, kurallara uyma, bekleme, izleme, takip etme, sıra alma gibi davranışları doğal bir şekilde ortaya çıkartabildiklerini görürüz.

Çocukların hepsi oyun konusunda ustalaşmış sanatçılardır. Peki biz oyun oynamayı biliyor muyuz?  Yazıyı okumadan önce bu soruyu kendinize sorun ve nasıl oynadığınızı bir düşünün. Cevaplar bittiyse başlıyoruz.

Çocuklarla oyun oynadığımız sırada öğretme kaygısı ile bilgi depolamaya çalışmamız (Bu ne? Hangi renk? Kaç teker var? gibi soruları peş peşe sormak), çocuğa harekete geçmesi için yeterli zamanı vermemek  çocuğun oyundan ve sizden kopmasına neden olacaktır. Oyun doğal bir öğrenme sürecidir.

Biz yetişkinler oyuna nasıl katılabiliriz? Bu konuda birkaç ipucu:



·     Çocukla yüz yüze ve aynı hizada olmak etkili iletişim için önemli bir püf nokta.

  • Çocuğu izleyin. Temposuna uygun davranmaya çalışıp, çok hızlı olup deneme fırsatlarını elinden almamaya çalışın.
  • Çocuğu taklit edin, seçtiği oyuncaklar ile onun gibi oynayın. Bir logoyu alıp araba gibi kullanıyorsa aynısını siz de yapın.
  • Çocuğa sürekli soru sorup, yönerge vermeyin. Bu ne? Bebeği sevelim. Hadi arabayı sür gibi soru ve yönlendirmeler çocuğun oyun dünyasını istediği gibi  kurgulamasını engeller.
  • Çocuk için seçtiğiniz oyun ve oyuncakların çocuğun gelişimine ve yaşına uygun olduğuna emin olun.
  • Oyun alanı ya da oyuncak olmadan da oynayın. Kendi çocukluğunuzdan  bildiğiniz parmak oyunları ya da şarkıları kullanabilirsiniz.
  • Çocukla oyun oynarken ses tonunuzda değişikler yaparak çocuğun ilgisini aktif tutabilirsiniz.
  • Çocuğun yanlış kelime kullanması durumunda çocuğa cevap verin. Siz iletişime odaklanın. Çocuğu kelime ve cümleleri doğru kullanması  için o an zorlamak motivasyonunu kıracaktır. (Doğru ses, kelime kullanımı için ya da başka bir konuşma bozukluğu varsa bunun üzerinde durulmayacağı anlamına gelmiyor.)
  • Çocukla oynarken donuk  olmayın izlediğiniz, beklediğinizi jest ve mimikleriniz ile belli edin.
  • Çocuğunuzun seçim yapmasına ve sevdiği oyunlarını tekrar etmesine izin verin. İlgisi olduğu ve hoşlandığı şeyleri yaparken üzerine yeni beceriler kattığını görmüş olursunuz.
  •  

Size *ETEÇOM stratejilerinden yola çıkarak , kendi fikir ve görüşlerim ile nasıl  oyun oynayabilirizin cevabını vermeye çalıştım.  Bu ipuçlarını özel gereksinimleri olan çocuklar ve normal gelişim gösteren çocuklar için de kullanabilirsiniz.

Keyifli oyunlar!


*ETEÇOM: Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programı

Yazan: 
Okul Önc. Eğ. Ve Ögr. Ögretmeni 

Wednesday, June 15, 2016

O ÇOCUK PROJE DEĞİL




‘’Büyükler boa yılanlarını içten ve dıştan gösteren resimleri bir yana bırakıp tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle ilgilenmemi öğütlediler.’’
Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry

Hazır okullar kapanıyorken samimi bir şekilde içimi dökmek istedim. Belki bu okuyacağımız satırlar çocukların sadece çocuk olduğunu, minyatür yetişkinler olmadığını hatırlamamızı sağlar.

Eminim hepimiz sevdiklerimizin başarılı, sağlıklı, mutlu olmasını isteriz. Ancak son zamanlarda ne kadar mutlu olduğuna değil ne kadar başarılı olduğuna odaklanır olduk. Buna kendimiz de dahil. Biz yetişkinler  çağımız gereği hızlı, sistemli, kurallı saat ve takvimleri takip ederek yaşıyoruz. Çalışma hayatımızdan arta kalan üç dört saat içinde sıkıştırılmış anlar yaşıyoruz. Bu tempodan şikayetçi olup aynı tempoyu çocuklara yaşatıyoruz. Planlayarak ya da planlamayarak çocukları da bu tempoya maruz bırakıyoruz; çünkü aklımızda projelenmiş ve gelecekte görmek istediğimiz bir yetişkin var.

Çocuklara kurs tercihleri sıralıyoruz; ama oyun oynamak ister misin diye sormuyoruz. Karne günü karnesine bakmadan önce sıkıca sarılıp öpmüyoruz. Karnelerini alıyoruz şöyle bir gözden geçirip iyi ama daha iyi olabilirsin bile diyebiliyoruz.  Çocuk ve çocuk ruhuna haksızlık ediyoruz.  Bence çocuk önce mutlu olmalı. Mutlu olan çocuk zaten başarıyı da yakalar. Başarılı olmak her konu ve derste iyi puan almak demek değil tabii ki öyle bir şeyin mümkün olamayacağını okul yıllarından hatırlamış olmamız gerek. Yoksa unuttuk mu? Bence unuttuk...

Bu yaz tatili için bütün çocuklara oyun oynamaktan ve gülmekten al al olmuş yüzler diliyorum. Herkese iyi tatiller!

Yazan:
Okul Önc. Eğ. Ve Ögr. Ögretmeni