Friday, May 13, 2016

Mutluluk Dersi

Çocuk eğitim portalı KiGaPortal Türkiye Genel Müdürü İskender Yıldırım'ın Düşünce Dükkanı okurları için paylaştığı bu çeviri çok ilginç. Yorumlarınızı da bekliyoruz.



Hamburg-Harburg ilkokul Ronneburg'da haftada bir kez verilen dersin adı 'Mutluluk.' Dersin amacı çocukların gündelik hayatın güzelliğini duyularını bileyerek hissetmeleri...

Hayatı neden, bir dokunma, tat alma, duyu veya koku organlarımızı kullanarak hissetmek zorundayız?

Yaklaşık yarım saat birlikte üzüm, armut ve elma yıkadılar, soyup, kesip dilimlediler, muzu soydular. Şimdi 18 birinci sınıf öğrencisi ve öğretmenleri geniş bir kabin içine doldurulmuş meyve salatasının önünde oturuyorlar ve beklenti içinde meyve tabağına bakıyorlar "Ve şimdi ne yapalım çocuklar?" diyerek sorar sıcacık sesi ve uzun sarı saçları ile 52 yaşındaki ilkokul öğretmeni Iris Brückner,"Hızlıca yemek!" diye seslenir bir öğrencisi. Bayan Brückner gülüyor. "Ben daha iyi bir şey biliyorum!" Meyve tabağının yanına yerleştirilmiş mum ışıklarını ve peçeteleri işaret ederek. " Meyve salatası yemeden önce, güzel bir atmosfer yaratalım çocuklar!"

"Mutluluk"tur dersin konusu, Hamburg-Harburg ilkokul Ronneburg’da bu gri Kasım sabahı çocuklara verilen dersin adı. Haftada bir kez verilen derste çocuklar gündelik hayatın güzelliğini duyularını bileyerek hissetsinler: Taze meyve tadı, mum ile aydınlatılan bir ortamda, sevgi ile dekore edilmiş bir sofrada, grup stressiz ve rahat bir ortamda...

Okulun müdürü ilk olarak 2007 yılında bu projeyi tanıtır ve uygulamaya başlar. Proje günümüzde Almanya’da 100’ün üzerinde ilkokulda uygulanıyor ve gittikçe yaygınlaşıyor.
Konsept uygulamada biraz farklılık gösterse de uygulamada amaç hep aynıdır: Çocukların zorlu koşullar altında bile hayata parlak ve güzel taraflarından bakmayı öğrenmek. Özellikle duyuları ile tecrübe edinme ve öğrenme ile hayata pozitif bir bakış açısını çocuklara kazandırmak. Brückner öğretmenin hedefi, bunun içindir ki müzik ve dans, birlikte yemek pişirme, ve hoş bir atmosferde yeme masajı vererek onlara anı yakalatma ve zevkini çıkartarak hayata mutlu bir yaşamayı öğretmektir. Kim ki duyuları ile bilinçli bir şekilde hayatın mutlu yönlerini alabiliyorsa, o zamanla yaşam sevincini geliştirir ve kriz zamanlarında bile yaşama sevincini kaybetmeden onu başarılı bir şekilde atlatır."

Meyve salatası ile anlamlı bir hayata doğru mu?

Çoğu filozof şimdi muhtemelen bu metodu protesto ediyorlardır. Şehvet anlamlı hayatın yan etkisidir fakat mutlu bir hayata giden yol değildir. Lezzetli bir yemek ya da bir okşama bir dokunma mutluluğu etkiler fakat Aristoteles’ten Wilhelm Schmid’e kadar bütün filozoflar hemfikirler: Karanlık dönemleri atlatmak için bir üst yaşam duygusu ile mukayese edilemez kadar önemsiz.

Psikoterapistler filozoflardan farklı düşünürler. Bilinçli keyf alma ve bu yöntemle hayata bakış açısını değiştirmek Pozitif psikoloji veya euthyme terapi konseptlerinde gittikçe güç kazanan bir yöntem. Öz bakım terapistlerine göre stres ve kriz dönemlerinde dahi hayat sevincini kaybetmemenin en önemli metodudur. Ve kim ki güzel bir yemek veya müzikten ruhu için gıda alabiliyorsa o iyi yoldadır demektir.

80’li yıllarda bile depresyon ve tükenmişlik belirtileri (burn –out semtomları) gösteren hastalarda duyu organlarını bilinçli kullanma tedavisi uygulanır. “Zevk alma eğitimi” ile bilinçli olarak 5 duyu organını kullanarak mutluluğu öğrenme: Orman da yürürken duyu organları ile ormanın sesini ve ormandaki yaşamı algılayabilme, tarçın çubuğunu koklama, veya bir çikolata parçasını yavaş yavaş dilin üzerinde eriterek tadını alma veya dakikalarca bir ipek kumaşın serinliğin odaklanmak.
Duygulardan sorumlu olan limbik sistemimiz duyu üzerinden alınan keyif sonucu mutluluk hormonu dopolamayı tetikler ve bir sel gibi vücudumuza akmasını sağlar.
Bu yöntemle birçok hasta ilk kez hayatı güzel ve anlamlı bulur.
Fakat dokunma, koku veya hoş bir sesin olumlu etkilerinden faydalanarak mutlu olmak için bir tedaviyi beklememeli insan...

Spiegel Online'dan çeviren İskender Yıldırım 



Wednesday, May 11, 2016

İkiz Çocuk Annesi Olmak



Anne olmak zor iş. İkiz çocuk annesi olmak daha da zor iş. Bir de ikiz öğrencilerle çalışmış bir öğretmen olmak daha daha da zor.

İkizlerim doğunca aldı beni bir korku.

Ne yapacağım?
Nasıl davranacağım?
Nasıl eşit davranacağım?

Sonunda bir pedagogun yolunu tuttuk. Çocuklar 18 aylık falandı. kaygılarımı anlattım. Kadıncağız güldü. 'Eşitlik mi?' dedi. 'Dünyada nerede eşitlik var ki?' 'Ayrıca bu iki çocuğun ihtiyaçları da farklı. Birini günde bir kere öpseniz yeter, diğerine her dakika sarılsanız az gelebilir. Siz adil olmaya çalışın.' Bu beni rahatlattı.
Haklıydı.

Sonra diğer kaygı geldi. 'Ama dışardakiler onları hep kıyaslayacak.' Buna da cevap hazırdı. 'İki kardeş olduklarında da yapmıyorlar mı etraftakiler?' Evet yapıyorlar, değil mi? Sen neden ablan gibi değilsin diyorlar tabii. 'Önemli olan sizsiniz' dedi sonra. 'Siz onlara farklı bireyler olduklarını hissettirin. Siz kıyaslamayın. Onlar aradaki farkı anlayacaktır.'

Hala deniyorum. Adil olmaya çalışıyorum. Kıyaslamıyorum. Ya da umarım öyle yapıyorum. Kendi yollarını bulmalarını izlemek istiyorum.
Zor iş.
Ne kadar başarıyorum bilemem ama her gün bir şeyler öğreniyorum onlardan.

Saturday, May 7, 2016

Dream2Edu 14. BÜMED Çocuk Şenliğinde





Dream2Edu 8 Mayıs 2016 Pazar günü saat 11:00-18:00 arası Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneğinin düzenlediği 14. Çocuk Şenliğine katılıyor. Hem atölyelerimiz hem de yaz okulu programını anlatma, tanıtma fırsatımız olacak. Hem de sizlerele tanışabileceğiz. Yolunuz Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüse düşerse bekleriz.



Thursday, May 5, 2016

Çift dilli büyüyen çocukların beyni farklı çalışır




Çift dilli büyüyen biri olarak bilingualism hep ilgimi çekmişti. Çocuklarımı da çift dilli büyütürken onların gelişimini izlemek benim için hep heyecan verici oldu. Bir dilden diğerine nasıl geçiş yaptıklarını izlemek, diğer dili kendileri ile hiç konuşmayan biri ile hemen dil değiştirdiklerini görmek, izlemek çok ilginçti. İşte bu yüzden çift dillilik ile ilgili makaleler okumaya başladım.

Çocuk eğitim portalı KiGaPortal Türkiye Genel Müdürü İskender Yıldırım Montreal Concordia Üniversitesi'nde iki dil ile büyüyen çocuklar üzerine yaptığı araştırmaya ilişkin değerlendirme yazısını Düşünce Dükkanı okurları için de paylaştı.






Montreal Concordia Üniversitesi'ndeki bilim adamları tarafından yapılan kapsamlı bir araştırma sonucu iki dil öğrenerek büyüyen küçük çocukların tek dil öğrenerek büyüyen küçük çocuklara oranla daha fazla problem çözme odaklı düşündükleri ve problem çözmede daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir.

Dünya nüfusunun yarısının iki veya daha fazla dil biliyor olduğu tahmin edilmektedir. Kanadalı bilim adamları bunun beraberinde herhangi bir avantaj getirip getirmediğini araştırmak istiyorlardı. Bilim adamlarının elde ettikleri bulgular "Uygulamalı Çocuk Psikolojisi Dergisi" nde yayınlandı. Buna göre iki dilli çocukların tek dilli çocuklardan daha iyi zihinsel kontrole sahip oldukları ve farklı diller arasında geçiş yapma becerisi artıkça zihinsel kontrolde de bir artış olduğu gözlemlenmiştir.

Çok dillilik bir dilden diğerine geçerken zorlu pratik gerektirir. "Çocukların yaşı ilerledikçe ve kelime hazneleri genişledikçe bir dilden diğerine geçiş hız kazanır." Bu açıklama Concordia Psikoloji Enstitüsü Başkanı ve araştırmadan sorumlu Profesör Diane Poulin-Dubois tarafından yapıldı. Bu nedenle karmaşık görünen sorunları çözmede iki dilli çocuklar daha flexible bir duruş sergilerler ve problem çözmeye daha seçici ve konsantre olarak odaklanabilirler.

Araştırmanın ilk aşamasında 24. ayına basmış olan 39 iki dilli ve 43 tek dilli çocuğun kelime dağarcığı değerlendirildi. İkinci bir aşamada aynı çocuk grubu 31. ayına bastığında değerlendirmeye alındılar. Uzmanlar çocukların bilişsel esneklik ve bellek becerilerini teste tabi tutmak amacı ile onlara çözmeleri için belirli sorular sorarak cevap vermelerini istediler.

Professör Poulin-Dubois’ un elde ettiği bulgulara göre: "Çoğunlukla iki dilli çocuklarla tek dilli çocuklar arasında bir fark yoktur". Fakat "çatışma/çelişki önleme testinde (Conflict Inhibition Test"), iki dilli çocuklar çok daha iyi sonuçlar elde ettiler. Bu test aşamasında bir soru ile problemi çözmede çocuğun takip etmesi gereken kural becerisi de teste tabi tutuldu. Aynı soru farklı bir şekilde formüle edildi. Buradaki amaç, çocukların problem çözme esnekliğini test etmekti. İki dilli çocuklar farklı yaklaşım esnekliğini göstererek sorunu kolayca çözebilirken, tek dilli çocuklar bu esnekliği gösteremediler.

İki dilli çocuklar alışılagelmiş düşünme mekanizmalarını terk etmesini öğrenirler.

Düşünme esnekliğini test etmek için, çocuklardan aşağıdaki görevleri çözmeleri istenmiştir:

Ters Sınıflandırma: Çocukların önlerine bir büyük ve bir küçük kova ve ahşaptan küçük ve büyük kütükler konuldu.  Ödev olarak da büyük kütükleri büyük kovaya ve küçük kütükleri küçük kovaya koymaları istendi. Sonra kendilerinden tam tersini yapmaları istendi. Büyük kovaya küçük kütükleri ve küçük kovaya büyük kütükleri koymaları istendi.

Şekil-Çatışması: Araştırmaya tabi tutulan çocuklara farklı büyüklükte meyve resimleri gösterildi ve kendilerinden meyveleri adlandırarak tanımlamaları istendi. Sonra önlerine yeni resimler koyuldu. Bu resimlerde küçük meyve büyük meyve resmin içine çizildi. Çocuklardan küçük meyveyi işaret etmeleri istendi.

Uzmanlara göre sonuç şaşırtıcı değildi, iki dilli çocuklar önemli ölçüde tek dilli yaşıtlarına göre bu görevlerde daha iyi performans gösterdiler.

Uzmanlara göre bir dilden başka bir dile geçiş yaparken bir çelişkinin gizlenmesi gerekli. Çocuk bazı kalıplaşmış enformasyonları görmezden gelmesini öğrenmeli. Örneğin; bir kütüğün bir kovaya olan orantılı boyutu ya da bir meyvenin başka bir meyveye entegre edilmiş olmasını.

Bu tecrübe iki veya çok dilli çocuğun bir dilden ikinci bir dile geçiş yaparken, ilk dilde daha iyi hakim olduğu bir kavram bile olsa, onu kullanmadan ikinci dilde eş kavram bulma becerisinde yatar.

İki dilli çocuklar grubunda aynı nesne için farklı kavramlara hakim “Köpek/Dog” olanlar da “Conflict Inhibation” becerisi yani çelişki (çatışma) önleme becerisi daha güçlüydü.



Not: Yazı daha önce Eğitim Ajansı'nda da yayımlanmıştır.


Monday, May 2, 2016

Özel Eğitim, Nereden Başlamalı?




Özel eğitim nedir?

Özel eğitim, çeşitli nedenlerden dolayı bireyde meydana gelen gelişimsel (bilişsel, sosyal, kişisel, günlük yasam becerileri) sınırlılıkların  oluşması ve alanında uzman kişilerin hazırlamış olduğu programlar ile desteklenmesidir.

Özel eğitim için kritik yaş grubu var mıdır ?

0_6 Yaş grubu çok kritiktir.

Neden 0-6 yaş grubu kritiktir?

Çocukların en kolay şekil aldığı yaşlar okul öncesi dönemleridir. İleriki yaşlar oturmuş davranış kalıplarını, problemlerini, öğretilmemiş becerileri şekillendirmeyi ve zamanı ekonomik kullanmayı zorlaştırır. Her beceri için önemli olan okul öncesi dönem, dil gelişimi için de ayrıca kritik bir dönemdir.

Özel eğitim merkezini ve eğitimciyi buldum ben ne yapmalıyım?

Bu aşamaya gelmek kolay değil. Uzun uzman görüşmeleri, sorular, cevaplar. Doğru yeri ve kişiyi bulmak çocuk ve aile için zor bir süreç bunları kabul ediyorum.
Enerjimizi dinlemeye ve uygulamaya ayıralım. Çok kolay sen yap dediğinizi duyar gibiyim. O zaman söyleyeyim bunun da kolay olmadığını biliyorum; ama kaygı ve soru işaretlerini bir kenara bıraktığınızda eğitimciniz ile yapmış olduğunuz işbirliği ile sürecin nasıl kolay ve düzenli gittiğini göreceksiniz.
  • Sorun! Hedefimiz ne? Hangi eğitim programını uyguluyoruz? Şunu yapıyorum; ama sizce farklı mı yaklaşmalıyım?
  • İzleyin! Eğitimcinize çocuğu tanıma fırsatı verdikten sonra uygulamalarını izlemek, size vermiş olduğu önerileri daha doğru uygulamanızın anahtarıdır.
  • Takip edin! Süreci oluruna bırakmayın canla başla çocuğunuzun eğitimine katkı sağlayan eğitimcinizin takım arkadaşı olun. Emin olun karşılıklı motivasyon sağlandıkça çocuğunuza artı olarak geri dönecektir.
  • Kaynakları doğru yerden araştırın! Bırakın internette sayfalar arası kaybolmayı. Oradaki her bilgi doğru değil! Ve konu çocuksa genelgeçer bir şeyden de bahsedemeyiz. Her çocuk kendi içinde özeldir. Her çocuk farklı zamanda farklı şekilde öğrenir. Kaynağınız canlı ve kanlı olan uzmanlarınız olsun! Yüz yüze yapılan bilgi alışverişi en işlevsel olanıdır.  
  • Karşılaştırma yapmayın! Onun çocuğu gibi cümleleri bir kenara bırakın. Benim çocuğum bunu bu şekilde öğrendi ve yaptı. Doğru cümle bu.
  • Sizin hedefiniz değil çocuğunuzun hedefi önemli! Ben bunu yapmasını istiyorum. Yapmıyor, bağırıyor, ağlıyor.  Çocuğunuzu tanımayıp kendi projelerinizi gerçekleştirmek istediğinizde bu manzarayla karşılaşmanız normal. Kimse yapabileceğinin altında ya da üstünde olan bir duruma olumlu karşılık vermez.
  • İşlevsel hedefler seçin! Özel eğitim gerektiren çocukların bazılarında, yaş ya da farklı sebeplerden dolayı kavram becerilerini öğrenmekte zorluk çekerler. Bu durumlarda renk, sayı gibi kavramlara çakılı kalmak ve çocuğun yaşamını bağımsız sürdürebilmesi için el, yüz yıkama, kıyafetlerini giyinip çıkarma gibi öz bakim becerilerine gereken zamanı ayıramamak çocuğun ve ailenin hayatını zorlaştırabilir. 


Bu yazımda aslında hepimizin bildiği noktaları kişisel görüş ve bilgilerimle toparlayıp sizlere sundum. Özel eğitim uzun, kolay olmayan; ancak başarma tatminlerinin yaşandığı çoğu zaman da eğlenceli  bir yolculuktur. Biraz sabır, bol tekrar, uygun zaman ve uygun eğitim yöntemleri ile her çocuğun öğrenebileceği ve tabii ki size de öğretebileceği şeyler vardır.  

Sevgiyle kalın.   

Okul Önc. Eğ. Ve Ögr. Ögretmeni 
İzabel BAL






İzabel Bal 1988 Yılında İstanbul’da doğdu.
2011 yılında Anadolu Üniversitesinden mezun oldu.

Katıldığı kurslar :

·       2011 PECS,
·       2012 PCDI (Tohum Otizm Vakfı) 2012 GOBDÖ-2- TV Otizm Derecelendirme Test
·       2013 ETEÇOM (Erken Çocuklukta Müdahale Programı)
·       2014 Küçük Adımlar Programı
·       2014 Disleksi Eğitimci Semineri
·       2015 MEB kursu ile Uzman Öğretici unvanını almıştır
·       2016 ABA ( Devam etmekte)

2011 yılından beri özel bir kurumda Okul Önc. Eğ. Ve Öğr. Öğretmeni olarak çalışmaya devam etmektedir.